Kuala Lumpur’daki son günümüzde Batu Mağaraları’na gitmek için araç çağırıyorduk. Otelin lobisinde Selva’yla karşılaştık. Üçümüzü 300 ringit karşılığında beş saat gezdirmeyi teklif etti. Kabul ettiğimizde, günün sonunda hem merdivenlerden hem sıcaktan hem de biten kamera bataryalarından bu kadar söz edeceğimi bilmiyordum.
Günün planı otelin lobisinde değişti
İki arkadaşımla birlikteydim. Son gün birkaç önemli yeri görmeyi düşünüyorduk; ilk hedefimiz Batu Mağaraları’ydı. Uygulamadan araç çağırırken bazen beklediğimiz aracı bulamıyorduk. Selva’nın birkaç saat boyunca bizi götürüp bekleme teklifi, her durak için yeniden ulaşım aramaktan daha pratik göründü.
Kendi aramızda konuşup 300 ringit ve beş saat için anlaştık. Bu, üçümüzün birlikte yaptığı anlaşmaydı. Selva aracıyla geldiğinde önce nasıl ilerleyebileceğimizi anlattı; bazı yerleri görüp bazılarında bilet almayı tercih edebileceğimizi söyledi. Telefon numarasını almak da gün içinde birbirimizi bulabilmek için önemliydi.
Yolda Türkiye hakkında konuştuk. İstanbul’u ve Ankara’yı biliyordu. Kamerayı tutarken aynasını kapatmamamı istedi; ben de çekim açısını değiştirdim. Tur daha başlamadan, arabada görüntü almakla sürüşü rahat bırakmak arasında küçük bir düzen kurmuş olduk.
Önce bilet ofisi, sonra gerçek merdivenler
Batu’ya gitmeden önce bir bilet satış yerine uğradık. Farklı ziyaretler için teklifler vardı, ama tutarlar bize yüksek geldi. Oradan bir şey almadan çıktık; gittiğimiz yerde karar vermeyi tercih ettik. Günün başında önerilen her paketi almak yerine, gerçekten görmek istediğimiz yerlere göre ilerledik.
Selva Batu Mağaraları’nda 272 basamak olduğunu söyledi. Sayıyı duymak başka, o merdivenleri aşağıdan görmek başka bir şeydi. Geldiğimizde büyük Murugan heykeli ve merdivenlerdeki kalabalık hemen dikkatimi çekti. Rehberimiz bir saatin yeterli olabileceğini düşünüyordu; ben ise o çıkışı ne kadar sürede tamamlayabileceğimden emin değildim.
Maymunlar için de bizi uyardı. Özellikle yiyecek var sanıp plastik poşetleri alabileceklerini söyledi. Birinin poşetine yöneldiklerini gözümüzün önünde görünce uyarı daha anlaşılır hale geldi. Çantam vardı, ama merdivenlere ve maymunlara aynı anda dikkat etmek de çıkışın bir parçasıydı.
272 basamak, birkaç mola ve mağaranın içi
Merdivenler dikti. Daha kısa bir bölümünü çıkmışken yorulduğumu hissettim. Arkadaşlarım daha hızlı ilerleyip yukarıda beni bekledi. Ben tutunarak ve ara ara durarak çıktım. Kamerayı taşımak, konuşmak ve basamakları tırmanmak aynı anda kolay değildi; bir yerde kaydı kapatıp biraz daha yükseldikten sonra tekrar açtım.
Yukarı ulaşınca önce dinlendim. Çok terlemiştim ve nefesimi toparlamak gerekiyordu. İçeride farklı ibadet bölümleri vardı. Bazı alanlara ayakkabıları çıkararak girdik. Çiçekler, ateş, tütsü ve insanların dua etmesi dikkatimi çekti. Bir törende görevlilerin ve ziyaretçilerin hareketlerini izledim.
Alınlarına sürdükleri madde ve yapılan ritüellerin ayrıntılarını tam bilmiyordum. Bunlar hakkında videoda bazı sorular sordum, ama gördüğüm şeyin anlamını kesin olarak açıklayabilecek durumda değildim. Tütsünün kokusu benim için oldukça yoğundu. Mağaranın başka bölümüne giderken yeniden merdivenlerle karşılaştım; ilk çıkış bitince günün bütün tırmanışları bitmemişti.

Batu’dan yemek molasına, sonra saraya
Mağaradan ayrılmadan önce dışını son kez gösterdim. Ana kameranın bataryası bitmişti, o yüzden GoPro’yla devam ettim. Aşağıda hediyelik dükkânlardan birine girip biraz serinlemek istedim. Sıcak ve merdivenler birleşince birkaç dakikalık kapalı alan molası bile iyi geliyordu.
Selva’yla tekrar buluşup yemek yemeye gittik. McDonald’s’a oturduk ve onu da davet ettik; saatlerce araç süreceği için birlikte yemek yemesini istedik. Kendi yemeğimle Selva’nın yemeği için toplam 28,45 ringitlik bir ödeme gösterdim. Videoda tarihi yine söyledim: 12 Nisan 2024. O gün kullandığım TL hesabı da bu tarihe aitti.
Sonra Kral Sarayı’na gittik. Selva yolda sultanlar ve kralın görev düzeni hakkında konuştu. Sarayın içine ziyaret yapmadık; dış kapısından görüntü ve fotoğraf aldık. Süvariler, nöbetçiler ve geniş giriş alanı vardı. Öğle güneşi çok kuvvetliydi. Bir süre sonra tekrar araca dönmek, o manzarayı çekmeye devam etmekten daha cazip hale geldi.
Kuş parkında kuşlar gerçekten çok yakındı
Kelebek parkı seçeneğini o gün geçtik, kuş parkına gitmeye karar verdik. KL Bird Park girişinde yetişkin için 85 ringit ödedim. Kartla işlem yapabildim. Haritamızı ve giriş bilekliğini aldıktan sonra içeri geçtik. Kapılar ve geçişler, kuşların alan dışına çıkmaması için düzenlenmişti.
En şaşırtıcı taraf, kuşların bazı bölümlerde insanların çok yakınında serbestçe dolaşmasıydı. Daha giriş civarında bir kuş arkadaşımın üzerine geldi ve kolyesiyle ilgilendi. Ben de yakınlaşınca gagası canımı acıttı; elimi hafif kanattı. O an hem gülüp hem de nasıl uzaklaşacağımızı çözmeye çalıştık. Sevimli görünmeleri, elinizi uzattığınızda aynı tepkiyi verecekleri anlamına gelmiyor.
Parkta fotoğraf çektirdik. Üçümüz için tek basılı fotoğrafa toplam 40 ringit verdik; kişi başı üç ayrı ödeme yapmadık. Türkiye’ye dönünce çoğaltabileceğimizi düşündük. Fotoğraf güzel bir hatıra oldu. Kuşları böyle yakından görmek, o günün yalnızca tarih ve mimari durakları arasında daha eğlenceli bir bölüm oluşturdu.

Merdeka Meydanı’nda sıcağın ekipmana da etkisi oldu
Ulusal Cami’ye gitmek istedik ama çok sıra olduğu için bu durağı geçtik. Merdeka Meydanı’na yöneldik. Selva çevredeki yapıları anlatıyordu. Arabadan inip meydanı göstermek istedim; fakat günün o saatinde konuşmak bile sıcak yüzünden zorlaşmıştı.
Videoda sıcaklığın yaklaşık 35–36 derece olduğunu söyledim. Asıl sorun sadece terlemek değildi. Kamera, mikrofon ve bataryaları şarja taktığımda sıcaklık uyarılarıyla karşılaşıyordum. Gün içinde cihazlar boşalırken, arada şarj toplayabilme planım da çalışmıyordu. Bu yüzden hangi kamerayla ne kadar çekim yapabileceğim sürekli değişti.
Ana kameraya dönüyor, sonra tekrar GoPro’ya geçiyordum. Mikrofonun da pili azalıyordu. Bir şehir turu çekilirken görüntünün neden bir bölümde başka göründüğünü dışarıdan anlamak zor olabilir. Bu günün içinde o değişimin çok somut bir nedeni vardı: sıcak ve batarya süresi.
İki nehirli cami ve mavi pazar binası
Meydanın yakınında iki tarafında nehir olan caminin çevresine gittik. Selva, kısa da olsa burayı görmemizde ısrar etti. Biz sıcaktan arabanın içinden çıkmak istemiyorduk; o ise bu noktayı atlamamamızı söylüyordu. Çıkınca gerçekten güzel bir şehir manzarasıyla karşılaştım.
Gökdelenlerle çevrili alanda cami, nehirler ve farklı yapılar bir aradaydı. Nehir çevresindeki koku da fark ediliyordu. Buhar gibi görünen bir sistem vardı; ne için kullanıldığını bilmiyordum. Kamerayı geniş açıya alıp çevredeki bu farklı katmanları aynı görüntüye sığdırmaya çalıştım.
Ardından Selva’nın tarif ettiği mavi binadaki pazar alanına yöneldik. Hediyelikler, yemek seçenekleri ve farklı ürünler vardı. Figürlere ve küçük eşyalara baktık; bazılarının fiyatı şaşırtıcı derecede yüksekti. Star Wars ve çizgi roman karakterleri gibi ürünleri görünce de dolaşmak eğlenceli hale geldi. Kısa bir göz atma için gelmiştik, sonra araca döndük.
Son durak Bukit Bintang: artık batarya almak şarttı
Saat dörde doğru Selva’yla anlaşmamızın süresi bitiyordu. Son olarak bizi Bukit Bintang tarafındaki elektronik alışveriş alanına bıraktı. Burada daha önce de dolaşmıştık; bu kez kamera için ihtiyaçlarımı da tamamlamak istiyordum. Selva’yla vedalaştıktan sonra üçümüz kendi başımıza devam ettik.
Dizüstü bilgisayarlar, DJI drone modelleri, aksiyon kameraları ve farklı aksesuarların bulunduğu mağazalara baktım. Bazı etiketler görünürdü, bazı ürünlerin fiyatı yazmıyordu. Videoda Mini 2 SE, Mini 4 Pro ve farklı paketleri gösterdim. Aynı cihazda normal kumanda, ekranlı kumanda ya da daha büyük paket seçeneği, karşılaştırmayı değiştiriyordu.
Ana kameranın pili yeniden bitince karar netleşti: yedek batarya almam gerekiyordu. İki yan sanayi batarya ve şarj cihazı için 90 ringit ödedim. Arkadaşım da GoPro için batarya aldı. Günün sonunda en gerekli alışveriş, geziyi çekmeye devam edebilmemi sağlayacak bu küçük parçalar oldu. Bütün gün taşıdığım ekipmanın süresi, rotanın süresi kadar belirleyiciymiş.
KENDİ KAMERAMDAN
Bu rotadan fotoğraflar
Bu yolculuk sırasında kendi kameramla çektiğim kareler.
Bu yolculuktan bana kalanlar
- Özel araç anlaşmasında süreyi, toplam tutarı ve bırakılacağımız son noktayı baştan konuştuk; beş saatlik tur üçümüz için 300 ringitti.
- Batu’daki 272 basamak benim için molalı bir çıkış oldu; tur zamanını kendi temponuza göre düşünmek gerekiyor.
- Kuş parkındaki yakın temas keyifliydi ama kuşun gagalama tepkisi, mesafeye dikkat etmem gerektiğini gösterdi.
- Sıcaklık nedeniyle ekipman şarj edemeyince yedek batarya ihtiyacı daha da belirgin hale geldi.
- Sarayın içine ve Ulusal Cami’ye girmedik; o günün gezisi bu durakların çevresiyle sınırlı kaldı.
Vlogdaki bütçe notları
Seyahat sırasında ödediğim veya gördüğüm tutarlar. Fiyatlar, kur ve ürün seçenekleri zamana göre değişir.
| Kalem | Tutar | Ayrıntı |
|---|---|---|
| Selva’yla beş saatlik araçlı tur | 300 MYR | Üç kişi için toplam |
| Benim ve Selva’nın yemekleri | 28,45 MYR | McDonald’s molası |
| KL Bird Park yetişkin girişi | 85 MYR | Kişi başı |
| Üçümüzün tek basılı fotoğrafı | 40 MYR | Toplam; tek baskı |
| İki kamera bataryası ve şarj cihazı | 90 MYR | Yan sanayi set |
Rotaya ek bilgiler
Kaynak kontrolü: 6 Ekim 2026
Kuş parkındaki serbest uçuş ne demek?
KL Bird Park’ın resmî açıklamasında 1 ve 2 numaralı bölgeler serbest uçuş alanı olarak tanıtılıyor. Bu, kuşların parkın belirli sınırları içinde uçabildiği düzenlenmiş bir ortam. İşletme burayı dünyanın en büyük serbest uçuş alanlarından biri olarak anlatıyor; bütün parkın veya bütün kuşların aynı koşullarda olduğunu düşünmemek gerekiyor.
Kaynak: KL Bird Park — Zone 1Bu yolculuğu bir de izle.
YouTube’da açBu günlüğün hikâyesi kendi seyahat vloguma dayanıyor. Yolculuğun görüntüleri, sohbetler ve ortamın sesi videoda.






