Miami için çok sıkı bir gezi rotası hazırlamamıştık. Onur’la arabamızı kiralayıp şehri biraz da yol üzerinde tanımak istedik. Bu yazı, ilk sahil yürüyüşünden Türkiye’ye dönüş öncesindeki son akşama kadar vlogda paylaştığım günleri bir araya getiriyor. Planın yerini çoğu zaman sıcak, park yeri, deniz ve akşamın hareketliliği aldı.
Akşam varış ve dört günlük araba
Miami Uluslararası Havalimanı’na akşam vardık. Uzun zamandır planladığımız tatil sonunda başlamıştı, ama yolculuk yorgunluğu ve saat farkı kendini hissettiriyordu. Havalimanından araç kiralayıp otele yerleştik. Ertesi gün kamerayı açtığımda şehirdeki ilk günümüzdü.
Hoşumuza giden BMW 228’i kiraladık. Dört günlük araç bedeli 195 dolardı. Ancak konuştuğumuz fiyat yalnızca kiralama bedeliydi; seçtiğimiz sigorta da dört gün için 180 dolar tuttu. Böylece bu iki kalem neredeyse birbirine yaklaştı. Benim en çok dikkatimi çeken şey, ilk görülen araç fiyatının tek başına bütçeyi anlatmaması oldu.
Arabamız olunca bir noktadan diğerine geçmek kolaylaştı. Yine de günün her kısmı “araba var, o halde her şey rahat” şeklinde ilerlemedi. Sahil çevresinde park bulmak ve sıcakta ne kadar dışarıda kalabileceğimizi ayarlamak, sonraki günlerde ayrı işler haline geldi.
İlk durak South Pointe Park
Ocean Drive’ın daha güneyinde, South Pointe Park tarafına geldik. Önceden bütün yürüyüşü adım adım planlamamıştık. Aracı bırakıp parkı ve sahil kenarını keşfetmeye başladık. İnsanlar yüzmeden geliyor, bazıları suyun yanında serinliyordu. İlk bakışta gerçekten güzel bir ortamdı.
Sahil boyunca ilerleyip South Pointe Park Pier tabelasının olduğu rıhtım tarafına gittik. Bir yanda uzun kumsal, bir yanda suyun kenarındaki yürüyüş vardı. O gün denize girmek için gelmemiştik; önce çevreyi görmek istiyorduk. Daha sonra yüzmek üzere tekrar gelebileceğimizi konuşuyorduk.
Ama sıcak düşündüğümüzden daha fazla etkiledi. Bir süre sonra çok terlemiş ve yorulmuştuk. Dışarıda kalmaya devam etmek yerine otele dönmeye karar verdik. İlk günün programını bir turistik kapanış saati değil, hava belirledi. Şehri görmek istiyorduk, fakat bu tempoyu gün boyu sürdürmek kolay değildi.
Hava serinleyince Little Havana’ya geçtik
Otelde dinlenip güneşin biraz çekilmesini bekledik. Yağmur da yağmıştı; dışarı yeniden çıktığımızda hava daha gezilebilir geliyordu. Bu kez Little Havana’ya gitmeye karar verdik. Miami’de Küba kültürünün görüldüğü bu mahalleyi merak ediyordum.
Ana caddeye gelince yürümeye başladık. Domino Park’ta domino oynayan insanlar vardı. Onları rahatsız etmeden görüntü almaya çalıştım. Bir turist için görülecek bir yer, orada oturanlar için günlük hayatın ve arkadaşlığın parçası olabiliyor. Oyun masalarının çevresindeki bu düzen dikkatimi çekti.
Cadde boyunca Küba mekânları, barlar, canlı müzik seçenekleri ve puro dükkânları gördük. Bir dükkânda çeşit çeşit puro vardı. Yerde ünlü isimlerin işlendiği bölümlere de baktım. Little Havana, Miami sahilindeki tatil havasından farklı bir yüz gösterdi. Aynı şehir gezisinde kültür ve atmosfer çok kısa bir yolculukla değişebiliyordu.

Sahile geri döndüğümüzde deniz beni yormuştu
Tatilin ilerleyen bölümünde Miami Beach sahiline yeniden geldik. Önceki akşam yüzmüştük; deniz biraz dalgalıydı. Uzun zamandır yüzmediğim için beni sandığımdan daha fazla yormuştu. Sonraki ziyarette Onur denize girmeyi düşünüyordu, ben ise sahili gösterip dolaşacaktım.
Sabah on–on buçuk gibi geldiğimizde çevre beklediğimiz kadar kalabalık değildi. Buna şaşırdık. Ama sıcak daha o saatte bile güçlüydü. Bir önceki akşam yedi-sekiz civarında sahil daha rahat ve keyifli gelmişti. Bu karşılaştırma, bizim gezi tempomuzu da etkiledi.
Dalga nedeniyle yosun gördüğüm bölümler olmuştu. Sonraki gelişte sahil farklı görünüyordu; bunun temizlikle mi, denizin durumu ile mi ilgili olduğunu tam bilmiyordum. Şezlong ve şemsiye kiralayabileceğimiz bir yer aradık. Benim için o gün, denize yeniden girmekten çok önceki yüzmenin yorgunluğunu hissederek çevreyi izlemek üzerineydi.
Sahil yolu güzel, park yeri biraz şansa kaldı
Kumsalın arkasında uzun bir yürüyüş yolu vardı. Bisiklet, skateboard ve spor yapan insanlar geçiyordu. Kimi yürüyüp sohbet ediyor, kimi kendi egzersizini yapıyordu. Sadece denize girip çıkılan bir yerden daha geniş bir günlük yaşam alanı gördüm.
Arabayı sahile yakın bırakabildiğinizde ulaşım çok rahat oluyordu. Park alanlarından yürüyüş yoluna, oradan da kumsala kısa sürede geçebiliyorduk. Ama uygun bir yer bulmak her zaman kolay değildi. Bazı bölümlerde doluydu, bazen de şansımıza yer açılıyordu.
Çıkışlardaki duş alanlarını ve çevredeki düzeni de fark ettim. Bir gün önce gördüğümüz kutlama, sahilde eğlenen insanlar ve spor alanları bu ortamı daha canlı hale getiriyordu. Miami Beach’te geçirdiğim vakit, tek bir manzara fotoğrafından çok sahilin gün içinde nasıl kullanıldığını izlemek oldu.
Parkomatı ilk başta bilmiyorduk
Aracı bıraktığımız noktada makineden park işlemi yapmamız gerekiyordu. Biz de ilk gelişimizde sistemin nasıl çalıştığını bilmiyorduk. Sonra öğrenince videoda adım adım gösterdim. Makinenin ekranını açıp dili İngilizceye çevirdik ve kiraladığımız aracın plakasını girdik.
Bilet satın alma seçeneğine ilerledik, kartı okuyucuya takıp çıkardık ve kalacağımız süreyi seçtik. Bizim kullandığımız noktada bir üst süre sınırı da ekranda görünüyordu. Bütün Amerika’daki park alanları böyle çalışıyor demiyorum; bu, o park noktasında yaptığımız işlemdi.
Ekranda çıkışa kadar kalan süreyi kontrol ettik. Fiş isteyip istemediğimiz sorulduğunda fiş de aldık. Her ihtimale karşı elimizde bir kayıt bulunmasını tercih ettik. Kiralık arabayla gezerken küçük görünen bu işlem, sahilde rahatça vakit geçirebilmek için önce tamamlamamız gereken işlerden biriydi.
Ocean Drive’da Tommy Vercetti gömleğiyle fotoğraf
Sonra Ocean Drive’a yöneldik. Önceki gece burada kısa bir keşif yapmış, mekânlara ve sokağın havasına bakmıştık. Bu kez gündüz de görmek ve Colony Hotel’in önünde fotoğraf çekilmek istiyorduk. Tommy Vercetti’yi çağrıştıran gömleklerimizi de giymiştik.
Miami’nin bu renkli otel ve palmiye atmosferi bana GTA: Vice City’yi hatırlatıyor. Fotoğraf için Colony Hotel’in karşı tarafına geçmeye çalıştık. Oyunla kurduğum ilişki, burada olma isteğimin eğlenceli bir parçasıydı; gerçek otelin oyun içindeki bir mekânla bire bir aynı olduğunu iddia etmiyorum.
Çevrede insanlar sahilden çıkıp mekânlara geçiyordu. Bazıları spor yapıyor, bazıları kafelerde oturuyordu. O gün otel hakkında yorumlara da bakmıştım, ama biz burada konaklamadık. Benim Colony Hotel deneyimim önünde fotoğraf çekmek ve sokağın atmosferini görmekten oluştu.

Güneş batarken sahilin başka bir hali vardı
Ocean Drive’dan sonra sahile yeniden yürüdük. Bu kez insanlar çok daha fazlaydı. Voleybol filelerinde birçok ayrı oyun vardı. Gün batımına doğru hem denize girenleri hem kumsalda vakit geçirenleri izledim. Sabah gördüğümüz sakinlikle aynı yer arasında belirgin bir fark oluşmuştu.
Palmiyeler, değişen ışık ve hareketli sahil çok hoşuma gitti. Burada biraz oturup etrafa baktım. Kameraya her an uzun uzun konuşmadım; görüntünün kendisini göstermeyi tercih ettiğim bölümler oldu. Miami’deki bu vlogun önemli bir kısmı da, sokak ve sahil görüntülerini birlikte izlemek üzerineydi.
Hava karardıkça Ocean Drive çevresindeki mekânlar daha canlı hale geldi. Çevrede çok İspanyolca konuşulduğunu duydum. Amerika’da olmama rağmen kulağıma gelen günlük dilin bu kadar farklılaşması dikkatimi çekti. Little Havana’da gördüğüm kültürel etkinin, şehir gezisinin başka bölümlerinde de hissedilebildiğini gördüm.
Son akşamın masası ve 85 dolarlık hesap
Ertesi gün Türkiye’ye dönecektik. Son akşamı biraz daha dışarıda geçirip bir mekâna oturmak istedik. Kapılardaki menülere baktım; 15, 20 ya da 30 dolar gibi çeşitli tutarlar görüyordum. Bu etiketler tek başına bizim hesabımız değildi, yalnızca dolaşırken karşılaştığım örneklerdi.
Sahile yakın bir masaya oturduk. Onur’la masanın romantik görünüşüne güldük. Mekânlarda çalan müzik yüzünden çekimin sesini ve yayınını da düşünüyordum; müzik biraz durunca menüyü daha rahat gösterdim. O akşam gezi, bütçe ve çekim yine aynı masada buluşmuştu.
İki mojito, altı parçalık mozzarella sticks ve yanında patates kızartması için toplam 85 dolar ödedik. Mojitoları beğendim. Sonra arabaya doğru yürüdük. Miami’den aklımda kalan tek şey plaj olmadı: sıcak yüzünden verilen molalar, Little Havana’daki oyun masaları, parkomat başındaki uğraş ve dönüş öncesindeki bu son hesap da yolculuğun parçasıydı.
KENDİ KAMERAMDAN
Bu rotadan fotoğraflar
Bu yolculuk sırasında kendi kameramla çektiğim kareler.













Bu yolculuktan bana kalanlar
- Araç kiralama fiyatını sigorta tutarıyla birlikte düşünmek gerekiyor; bizim dört günlük iki kalemimiz 195 ve 180 dolardı.
- İlk gün sıcaktan otele dönüp daha sonra yeniden çıktık; programı kendi dayanabildiğimiz tempoya göre ayarladık.
- Sahile yakın park bulmak rahatlık sağladı, ama yer bulma ve ödeme işlemi için zaman ayırdık.
- Domino Park’ta oyunu izlerken insanların günlük alanını rahatsız etmeden çekim almaya çalıştım.
- Sabah ve akşam aynı sahilin kalabalığı ve hissi oldukça farklıydı.
Vlogdaki bütçe notları
Seyahat sırasında ödediğim veya gördüğüm tutarlar. Fiyatlar, kur ve ürün seçenekleri zamana göre değişir.
| Kalem | Tutar | Ayrıntı |
|---|---|---|
| Dört günlük BMW 228 kiralama | 195 USD | Araç bedeli |
| Seçtiğimiz dört günlük sigorta | 180 USD | Araç bedeline ek |
| Son akşam iki mojito ve atıştırmalıklar | 85 USD | Ödediğimiz toplam hesap |
Rotaya ek bilgiler
Kaynak kontrolü: 6 Ekim 2026
South Pointe Park için ek bilgi
Miami Beach Belediyesi parkın adresini 1 Washington Avenue olarak veriyor. Resmî listede plaj erişimi, ücretli park, su çeşmesi ve tuvalet gibi imkânlar bulunuyor. Bu, benim sahil yürüyüşünü ve rıhtım çevresini neden rahat bir başlangıç olarak gördüğümü de açıklıyor.
Kaynak: City of Miami Beach — South Pointe ParkDomino Park’ın diğer adı
Greater Miami’nin resmî turizm sitesinde Domino Park, Máximo Gómez Park adıyla da geçiyor ve Calle Ocho üzerinde konumlandırılıyor. Mahallede yürürken gördüğüm oyun masaları, Little Havana’nın günlük kültürünün görünür parçalarından biri.
Kaynak: Greater Miami & Miami Beach — Little HavanaBu yolculuğu bir de izle.
YouTube’da açBu günlüğün hikâyesi kendi seyahat vloguma dayanıyor. Yolculuğun görüntüleri, sohbetler ve ortamın sesi videoda.


