Buenos Aires’e geldiğimde ilk hedefim bir müze, bir meydan ya da ünlü bir restoran değildi. Para çekebileceğim bir ATM bulmaya çalışıyordum. Uzun yolu yapmış, odaya yerleşmiş, biraz uyumuştum; ama ertesi gün şehre çıkınca seyahatin en temel işlerinden birini daha Türkiye’de çözmem gerektiğini anladım.
Nakit işini yol üzerinde hallederim diye düşündüm
Ankara’dan İstanbul’a, oradan da Buenos Aires’e uçtum. Gelmeden önce paramı dolara çevirmiştim; sorun, o dolarları hesabımdan çekip yanıma alamamamdı. Çalışma düzenim, hafta sonuna denk gelen hazırlıklar ve yolculuk telaşı bir araya geldi. Ben de bunu havalimanında halledebileceğimi düşündüm. İlk bakışta çok büyük bir mesele gibi görünmüyordu: sonuçta önümde İstanbul Havalimanı vardı.
Ankara’daki acele içinde para çekmeyi yine erteledim. İstanbul’da aktarma tarafına geçince, bulunduğum bölümde aradığım bankanın ATM’sini bulamadım. Yolun başında kolayca çözebileceğim iş, her geçişte biraz daha zorlaşmış oldu. Türkiye’den ayrılırken cebimde yaklaşık 150 lira vardı; Buenos Aires’e kadar yanımda dolar nakit olmadan geldim.
Bunu yaşayana kadar, hesapta paranın bulunmasıyla o paraya seyahat sırasında ulaşabilmenin ne kadar farklı şeyler olduğunu düşünmemiştim. Kredi kartım vardı, dolayısıyla tamamen hiçbir ödeme aracı olmadan kalmış değildim. Yine de her harcamada kartın çalışıp çalışmayacağını düşünmek ve günlük işler için yerel para bulamamak, ilk günün bütün havasını değiştirdi.
Şehir turu yerine ATM turu
Havalimanından konaklayacağım yere gelince doğrudan uyumuştum. Sabah kalkıp kahvaltımı yaptıktan sonra sokaklara çıktım. Bir yandan ilk kez gördüğüm şehre bakıyor, bir yandan bankaları ve ATM’leri arıyordum. Buenos Aires’i gezmeye gelmiştim ama o gün yürüdüğüm yolların çoğunu bir gezi rotası belirlemiyordu.
Bir ATM’yi denedim, sonra başka birini. Bankamın müşteri hizmetlerini de arayıp durumumu anlattım. Türkiye’de kullandığım telefon hattının yanımda olması en azından bu konuşmaları yapabilmemi sağladı. Hesabımda para olduğunu, yanımda nakit getirmediğimi ve kredi kartımla işleri çözmeye çalıştığımı anlatıyordum. Telefon görüşmeleri ve denemeler birbirini takip etti; fakat bu videonun o bölümünde hâlâ para çekebilmiş değildim.
Bir noktada başka bir bankanın ATM’sini denemem söylendi. Oraya da gidip şansımı denedim. Yine sonuç alamayınca konakladığım yere geri dönmeye karar verdim. Adım sayısına baktığımda yaklaşık 12 bin adım atmıştım. Üstelik daha öğle bile olmamıştı. Gezmek için yapılan yürüyüşle aynı yolu bir sorun çözmek için yürümek, insanı aynı şekilde yormuyor.
Ocak ayı, ama Antalya sıcağı gibi
Türkiye’den kışın çıkıp burada böyle bir sıcakla karşılaşmak da ilk günün sürprizlerinden biriydi. Ocak ayındaydım; Buenos Aires’te ise yaz yaşanıyordu. Öğleye doğru güneş altında dolaşmak giderek zorlaştı. Videoda sıcağı Antalya’ya benzettim. Bir ATM’den öbürüne yürürken su ihtiyacı, dinlenme ihtiyacı ve nakit meselesi aynı anda aklımdaydı.
Sokaklarda dikkatimi çeken başka bir şey de binalar arasındaki farklardı. Bakımlı, güzel görünen bir yapının yanında inşaat ya da oldukça yıpranmış bir bina görebiliyordum. Şehrin bu yan yana duran farklı halleri bana tuhaf geldi. Dükkânların önündeki demir parmaklıklar ve sık karşılaştığım polisler de aklımda güvenlik soruları oluşturdu.
Bunlar bütün Buenos Aires hakkında verilmiş bir karar değildi; şehri ilk kez, üstelik biraz telaşlı ve yorgun bir halde görüyordum. O gün en çok hatırladığım şey, çevreye duyduğum merakla nakit bulma kaygısının birbirine karışması oldu. Güzel bir sokağa bakarken bile gözüm bir sonraki bankayı arıyordu.
Kartın yanında pasaport da sorulunca
Nakit olmayınca alışverişte kredi kartına döndüm. Bir ödeme sırasında benden pasaport istendi. İlk anda neden gerektiğini anlamadım. Kart sahibinin kimliğini kontrol etmek için istendiği açıklandı. Kartın üzerinde adım yazdığı için bana farklı gelmişti, ama işlemi yapabilmek için kimliğimi göstermem gerekti.
Daha sonra market alışverişine çıkarken pasaportumu yanıma aldım. O gün yaşadığım bu durum, her yerde kart uzatıp hemen çıkabileceğimi varsaymamam gerektiğini gösterdi. Bunun her mağazada aynı şekilde uygulandığını söyleyemem; ben kendi alışverişlerimde böyle bir kontrolle karşılaştım.
Market bulmak bile beklediğim kadar kolay olmadı. Haritada yaptığım aramalarda ihtiyacımla ilgisi olmayan yerler çıkıyor, sokakta eczane ve kozmetik dükkânı görüp aradığım marketi göremiyordum. Yolculuklarda internet çok iş görüyor ama arama kelimesi, yerel dil ve o bölgedeki kayıtlar bazen işi yine karıştırabiliyor.
İlk Arjantin yemeğimi hostel mutfağında yaptım
Sonunda market alışverişini yapıp geri döndüm. Aldığım şeyler oldukça basitti: dana biftek ve iki büyük domates. Biber de almak istemiştim ama bulamayınca, elimdeki malzemelerle bir şey hazırlamaya karar verdim. Şehirde bir restorana oturmak yerine kendi yemeğimi yapmak, o gün hem bütçe hem de rahatlık açısından daha kolay geldi.
Bifteği domatesle birlikte pişirdim. Ardından bulaşıklarımı yıkayıp yerlerini topladım ve yemeği masaya koydum. Toplam alışveriş 423 Arjantin pezosu tutmuştu: et için 304, domatesler için 119 peso. Bunlar Ocak 2022’deki tutarlar; bugün için alışveriş bütçesi olarak kullanılmamalı.
Günün en güzel sürprizi etin tadıydı. İnanılmaz hoşuma gitti. O kadar uğraşın ardından çok basit bir yemek yapmıştım ama gerçekten lezzetli oldu. Videoda da şaşkınlığımı saklamadım. Arjantin’de ilk güzel yemek anım, şık bir restoranda otururken değil, marketten aldığım eti hostel mutfağında pişirirken oluştu.
Akşam olunca şehir de ben de biraz rahatladık
Hava biraz serinleyince yeniden çıktım. ATM arayışım bitmiş değildi; yine şansımı deneyecektim. Ama bu kez sokakta yürümek çok daha rahattı. Rüzgâr vardı, günün o bunaltıcı sıcağı biraz geri çekilmişti. Videoda, ocak ayında burada gezeceksem akşam altı-yedi gibi çıkmanın bana daha iyi geldiğini söyledim.
Gezinin süresi kısaydı. Binlerce kilometre yol yapıp birkaç günlüğüne geldiğiniz bir yerde insan her saati değerlendirmek istiyor. Benim de aklımda bu vardı. Bir günü para işine harcamak canımı sıkıyordu; yine de o sokaklarda yürürken şehri görmeye devam ediyordum. Planladığım geziyle yaşadığım gezi birbirinden farklıydı.
Bu ilk günün sonunda nakit sorunu henüz bu vlog içinde çözülmüş değildi. Çözümü, yolculuğun devamında buldum. Buenos Aires defterimin ilk sayfası ise bana çok açık bir ders bıraktı: yola çıkmadan önce bitirebileceğim küçük bir hazırlığı, yolun sonuna bırakınca bütün gün onun etrafında dönmek zorunda kalabiliyorum.
Bu yolculuktan bana kalanlar
- Nakit hazırlığını son aktarmaya bırakmak, benim seyahatimde bir buçuk güne yayılan bir uğraşa dönüştü.
- Kartlı alışveriş yaptığım bazı yerlerde pasaport kontrolüyle karşılaştım; belgeyi gerektiğinde gösterebilecek şekilde hazırladım.
- Ocak sıcağında uzun yürüyüşler yerine akşamüstü dolaşmak benim için daha rahat oldu.
- Ortak mutfaklı bir konaklama, beklenmedik bir bütçe ve ödeme sıkıntısında işe yaradı.
Vlogdaki bütçe notları
Seyahat sırasında ödediğim veya gördüğüm tutarlar. Fiyatlar, kur ve ürün seçenekleri zamana göre değişir.
| Kalem | Tutar | Ayrıntı |
|---|---|---|
| Dana biftek | 304 ARS | Market alışverişi |
| İki domates | 119 ARS | Aynı alışveriş |
| Alışveriş toplamı | 423 ARS | Ocak 2022 |
Nakit işinin nasıl çözüldüğünü ve sonrasında Recoleta, Japon Bahçesi ve San Telmo’ya uzanan günümü bir sonraki Buenos Aires yazısında anlattım.
Bu yolculuğu bir de izle.
YouTube’da açBu günlüğün hikâyesi kendi seyahat vloguma dayanıyor. Yolculuğun görüntüleri, sohbetler ve ortamın sesi videoda.


