Buenos Aires’te para çekebilmek için uğraştığım bir buçuk günün ardından, sonunda elimde Arjantin pezosu vardı. O anda şehir aynı şehirdi ama benim için her şey biraz daha kolaylaşmıştı. Artık “Kart çalışacak mı?” diye düşünmek yerine, hangi otobüse bineceğime ve ilk olarak nereyi göreceğime karar verebiliyordum.
Önce kaldığım hostelin içinden bir sayfa
Bu vlog, önceki günün akşam yürüyüşü ve ATM arayışından görüntülerle başlıyor. Hava serinlemiş, mekânlar açılmıştı. Sokaklar bana gündüz gördüğümden daha keyifli geliyordu. Ama nakit işini hâlâ çözemediğim için, gördüğüm yerlere rahatça oturup bir şeyler içmek bile aklımda bir soru işaretiydi.
Hostelde oda biraz boşalınca, kaldığım yeri de gösterdim. Dört ranzalı seçeneği tercih etmiştim. Eşyalarımı koyabildiğim kilitli dolap vardı; drone, kulaklık ve çantamı orada tutuyordum. Odaya kartla giriliyordu. Kendi kaldığım bölümde eşyalarımı bırakma konusunda bir sıkıntı yaşamamıştım. Bu, hostel hayatının benim için önemli taraflarından biri: gün boyu gezerken çantadaki her şeyi üzerimde taşımam gerekmiyor.
Sigara içilen teras, ortak alanlar ve odanın çevresi de görüntülere girdi. Asansörün bakımda olması küçük bir aksilikti, fakat konumu hoşuma gitmişti. Dışarı çıkar çıkmaz sevdiğim sokaklardan birine karışabiliyordum. Günün ne kadarının dışarıda geçeceği belli olunca, konaklamanın bu rahatlığı daha da değerli hale geliyor.
Sonunda peso, ardından otobüs kartı
Tekrar ATM’ye gittim ve bu kez sonunda para çekebildim. Gerçekten rahatladım. Bir buçuk gündür bununla uğraşıyordum; artık gezinin kalan bölümünü para meselesine göre ayarlamak istemiyordum. Nakit elimde olunca, daha önce ertelediğim küçük işler de arka arkaya çözüldü.
İngilizce anlaşabileceğim birine denk gelene kadar uğraştıktan sonra toplu taşıma kartını aldım. İçine 100 peso yükledim. Haritada yolculuk için yaklaşık 20 peso görünüyordu; ilk otobüste 18 peso çekildi. O günkü bütçede şehir içinde otobüsle dolaşmak, yemek ve kahve gibi harcamalara göre bana çok uygun geldi.
İlk hedefim Recoleta’daki ünlü mezarlıktı. 110 numaralı otobüsü bekleyip bindim. Gidene kadar biraz bilgi okumayı, sonra da çevresindeki parkları gezmeyi düşünüyordum. Kısa süre önce aynı şehirde sadece ATM ararken, şimdi otobüsün camından rotama doğru ilerlemek başlı başına güzel bir değişiklikti.
Recoleta: mezarlığın içinde küçük bir şehir
Recoleta’ya o ziyaretimde ücret ödemeden girdim. Girişte görevlilere de sordum, geçebileceğimi söylediler. İçeri girince gördüğüm yer, alışık olduğum bir mezarlığa pek benzemiyordu. Yüksek yapılar, dar geçişler, aile mezarları ve birbirinden çok farklı dış cepheler vardı. Bazı bölümlerde aşağıya doğru inen merdivenler, tabutlar ve içeride bırakılmış eşyalar görülebiliyordu.
Bir mezarın camından bakıp fotoğraf, çiçek ya da birkaç kişisel eşya görmek, o yapının arkasındaki kişiyi merak ettiriyordu. Dışarıdaki mimari de en az içerideki ayrıntılar kadar dikkatimi çekti. Bir aileye ait büyük bir yapıdan daha sade bir mezara geçerken, aynı yerin içinde ne kadar farklı tasarım olduğunu görüyordum.
Bazı camların kırılmış, içerideki eşyaların tozlanmış ve bazı bölümlerin zarar görmüş olması üzdü. Böyle etkileyici bir yerde bakım meselesi ister istemez göze batıyor. Videoda da bunu konuştum. Bir yandan mimariye hayran oluyor, bir yandan gördüğüm hasarın neden onarılmadığını merak ediyordum. Bütün mezarları tek tek gezmek mümkün değildi; bir yerde oturup GoPro bataryamı değiştirdim, sonra dolaşmaya devam ettim.
Yemek, dev ağaç ve kalkmayan drone
Mezarlıktan sonra yakındaki McDonald’s’a girdim. Sipariş ekranında İngilizceyi seçmeme rağmen bazı kısımlar İspanyolca kaldı; işlemi tamamlamak için biraz uğraştım. Büyük boy Triple Mac, içecek ve yan ürünlerden oluşan sipariş 990 peso tuttu. Daha sonra aldığım dondurmaya da 220 peso verdim. Toplu taşımanın ardından bu fiyatlar bana epey yüksek geldi.
Çekim yaparken bir görevli uyardı. Kendimi çektiğimi anlatınca anlayışla karşıladı. Seyahatte görüntü alırken mekânın yaklaşımını o anda öğrenmek zorunda kaldığım anlardan biriydi. Yemekten sonra çevrede yürüdüm; dallarına destek konulmuş kocaman bir ağaç, metal parçalarından yapılmış bir heykel ve müzik yapan insanlar dikkatimi çekti. Mezarlık gezisinin dışında, Recoleta çevresinde oyalanmak için de çok şey vardı.
Drone’u burada kullanmayı denedim ama havalimanına yakınlık nedeniyle cihazdaki uçuş kısıtlaması devreye girdi. Türkiye’de sahip olduğum belge, bulunduğum noktada izinli bir uçuş yapabildiğim anlamına gelmiyordu. Bunca yolu drone’la gelip görüntü alamamak canımı sıktı. O bölümde GoPro’yla devam ettim. Bazı çekimleri hayal etmek kolay; sahada ekipmanın ve bölgenin şartları başka bir şey söylüyor.
Japon Bahçesi’ne girdim, aklım Japonya’ya gitti
130 numaralı otobüsle Japon Bahçesi’ne gittim. Karşıda giriş sırasını görünce, buranın sandığımdan daha çok ilgi gördüğünü anladım. Saat ilerlemişti; hem beklemek hem de ücretin ne kadar olduğunu öğrenmek gerekiyordu. 3 Ocak 2022’de giriş için 416 peso ödedim. İçeri girince beklediğime değdiğini düşündüm.
Su, balıklar, düzenlenmiş yürüyüş alanları, çiçekler ve Japon müziğiyle bambaşka bir ortama geçtim. Japonya’ya ayrı bir ilgim olduğu için, burada karşılaştığım ayrıntılar sadece güzel bir park görme duygusundan fazlasını verdi. Tekrar Japonya’ya gitme isteğim canlandı. Videoda evde kullandığım Japon kiraz çiçeği kokulu ürünlerden bile söz ettim; bir koku ve bir manzara, insanın aklını başka bir yolculuğa götürebiliyor.
Bir bitkinin etiketini okumaya çalışırken kiraz sandığım şeyin Japon eriği olduğunu öğrendim. Bir çan, origami kuşlar ve farklı anıtlar da gördüm. Her simgenin anlamını bilmiyordum; bilmediğim yerde tahminimi kesin bilgi gibi sunmak istemedim. En çok hoşuma giden, düzenin ve bakımın bütün alan boyunca devam etmesiydi. Çiçek bölümüne gelince annemin burayı seveceğini düşündüm.
Palermo parkları: biraz oturup şehre bakmak
Japon Bahçesi’nden çıktıktan sonra karşı taraftaki parkta dinlendim. Bütün gün yürümüş, çekim yapmış, otobüse binip inmiştim. Güzel bir ağacın yanında oturup biraz mola vermek iyi geldi. Buenos Aires’in ilk gününde beni şaşırtan bakımlı ve bakımsız bina farklarına karşılık, bu geniş yeşil alanlar şehrin sevdiğim tarafını gösteriyordu.
Sonraki ulaşım bağlantısına giderken parkların içinden geçtim. Lago de Regatas çevresinde spor yapan, sohbet eden, oturan ve manzaraya bakan insanlar vardı. Birinin balık tuttuğunu görünce şaşırdım. Yapay olduğunu düşündüğüm bir gölette neden ve nasıl balık tuttuğunu bilmiyordum; sadece karşılaştığım ilginç bir an olarak kaldı.
Ağaçlar, kuşlar ve yeşil alanlar arasında yürümeyi gerçekten sevdim. Hava parçalı bulutlu olduğunda önceki güne göre daha rahat dolaştım, ama akşamüstüne doğru bile sıcak hâlâ hissediliyordu. Şehirden çıkmadan böyle uzun park geçişleri yapabilmek, Buenos Aires günümün beklemediğim güzel taraflarından biriydi.
Tango ararken yanlış Plaza Dorrego’ya gittim
Günün son hedefi San Telmo’daki Plaza Dorrego’ydu. Meydanda tango görebileceğimi, biraz pazar dolaşıp belki küçük bir alışveriş yapabileceğimi düşünüyordum. Haritaya meydanın adını yazdım ve yola çıktım. Bir otobüs, ardından başka bir bağlantı derken yol çok uzadı. Bu kadar uzak olamayacağını düşününce, seçtiğim yerin yanlış Plaza Dorrego olduğunu fark ettim.
Geri dönüp doğru noktaya gelene kadar hava karardı. San Telmo’ya sonunda ulaşmıştım ama hayal ettiğim tango ortamını bulamadım. Meydan benim beklediğim gibi dolu değildi. O kadar yolun ardından, gezi videomda göstermek istediğim sahne gerçekleşmedi. “Geldim, bari oturayım” deyip Starbucks’a girdim.
Yağsız süt ve ekstra karamel şurubuyla büyük boy cappuccino, yanında da su aldım. Toplamı yaklaşık 780–790 peso tuttu. Siparişi anlatmakta yine zorlandım. Bardak için adımı sorduklarında o kadar yorulmuştum ki, istedikleri adı yazabileceklerini söyledim. Bardağa bambaşka bir isim yazıldı. Günün sonunda bana kalan görüntüler arasında tango yoktu; ama yanlış meydan, uzun yol, pahalı kahve ve o bardak vardı. Böyle ayrıntılar da gezinin kendi hikâyesi oluyor.
Bu yolculuktan bana kalanlar
- Aynı isimli bir yer seçmeden önce semti ve haritadaki tam konumu kontrol etmek gerekiyor; Plaza Dorrego’da bunu yaşayarak öğrendim.
- Recoleta, çevresindeki parklar ve Japon Bahçesi’ni bir araya getirmek mümkün, ama benim günüm çekim ve ulaşım molalarıyla oldukça uzadı.
- Drone taşımak tek başına görüntü almayı garanti etmiyor; bulunduğum bölgede cihazın uçuş kısıtlamasıyla karşılaştım.
- Yerel dilde birkaç temel kelime ve çevrimdışı kayıtlı rota, alışverişte ve ulaşımda işe yarayabilirdi.
Vlogdaki bütçe notları
Seyahat sırasında ödediğim veya gördüğüm tutarlar. Fiyatlar, kur ve ürün seçenekleri zamana göre değişir.
| Kalem | Tutar | Ayrıntı |
|---|---|---|
| Toplu taşıma kartına yükleme | 100 ARS | Kart bakiyesi; bilet fiyatı değil |
| İlk otobüs yolculuğu | 18 ARS | 110 numaralı otobüs |
| Japon Bahçesi girişi | 416 ARS | 3 Ocak 2022 |
| McDonald’s siparişi | 990 ARS | Büyük menü ve yan ürünler |
| Dondurma | 220 ARS | Yemekten sonra |
| Cappuccino ve su | Yaklaşık 780–790 ARS | San Telmo’daki mola |
Rotaya ek bilgiler
Kaynak kontrolü: 6 Ekim 2026
Recoleta’nın tarihine küçük bir not
Buenos Aires’in resmî turizm kaynağına göre bu alan 1822’de şehrin ilk halk mezarlığına dönüştü. Yanındaki Nuestra Señora del Pilar Bazilikası ve Recollect keşişleriyle bağlantısı, gezerken merak ettiğim mezarlık–manastır ilişkisini açıklıyor. Eva Perón’un mezarı da burada; benim vlogumda o mezarı bulduğuma dair bir bölüm yok.
Kaynak: Buenos Aires resmî turizm sitesiJapon Bahçesi için güncel ziyaret bilgisi
Bahçe Palermo’da, Parque 3 de Febrero içinde bulunuyor. Resmî sayfada giriş Av. Casares 3500 olarak veriliyor; günlük ziyaret 10.00–18.45, gişe kapanışı 18.30. Videodaki 416 peso, 2022 ücretidir. Yeni bir gezi için ücret ve özel gün duyurularını bahçenin kendi sayfasından kontrol etmek gerekiyor.
Kaynak: Jardín Japonés — ziyaret bilgileriBu yolculuğu bir de izle.
YouTube’da açBu günlüğün hikâyesi kendi seyahat vloguma dayanıyor. Yolculuğun görüntüleri, sohbetler ve ortamın sesi videoda.


