HONG KONG / HONG KONG GEZİ GÜNLÜĞÜ

Victoria Peak’te manzara yerine sis: Hong Kong’da yağmurlu bir gün

GPS’in şaşırttığı sokaklardan Peak Tram sırasına, sonra görüşün 20–30 metreye düştüğü tepeye çıktım. Hayal ettiğim panorama, yağmur ve dönüş telaşıyla değişti.

Hong Kong yolculuğu · Nisan 2023

Sisli seyir alanında, taş korkulukların yanında çektiğim fotoğraf.Fotoğraf: Berat Aydoğmuş

Hong Kong’u yukarıdan görmek istiyordum. Gökdelenlerin, adanın ve karşı kıyının aynı kareye girdiği o meşhur manzara için Victoria Peak’e doğru yola çıktım. Tepeye ulaştım; fakat yukarıda beni bekleyen şey şehir panoraması değil, giderek koyulaşan bir sis oldu.

Sabah planı biraz gecikti

Sabah kalkmış, duşumu almış ve bir şeyler yemiştim. Sonra nasıl olduysa yeniden uyuyakaldım. Bu yüzden dışarı planladığımdan geç çıktım. Hong Kong’da çok fazla vaktim yoktu; o gün ve ertesi gün görebildiğim yerleri gezmeye çalışıyordum. Manzara için daha açık bir havayı beklemek iyi olabilirdi, ama benim takvimimde bunu rahatça erteleyecek günler yoktu.

Metrodan çıkınca rüzgâr hemen kendini hissettirdi. Hava serindi, yağmur da gelebilecek gibi duruyordu. Önce karnımı doyurmak için tanıdığım bir yer aradım ve McDonald’s’a gittim. Uzun yürüyüşe aç başlamamak iyi oldu; yemek sonrası asıl soru, tepeye çıkan tramvaya hangi yoldan ulaşacağımdı.

Aklımda yalnızca manzara yoktu. Kameranın ve mikrofonun yağmurdan etkilenmesini de düşünüyordum. Ufak bir çiseleme ile sağanak arasında ekipman açısından büyük fark vardı. Hava böyle devam ederse gezebilirdim; güçlü bir yağmur başlarsa hem ben hem de çekim malzemeleri için gün zorlaşacaktı.

Gökdelenlerin arasında haritadaki yönü bulmak

Telefonu açıp yürümeye başladım, ama bulunduğum yönü anlamak düşündüğüm kadar kolay olmadı. Yüksek binaların arasında GPS konumu ve yön göstergesi beni zaman zaman şaşırttı. Bir plazanın girişine geldim, farklı bir sokağa yöneldim, sonra tekrar kontrol ettim. Uydu görüntüsünü açıp binaların biçimlerinden hangi tarafta olduğumu anlamaya çalışıyordum.

Yolda normal şehir tramvaylarını ve çift katlı otobüsleri de gördüm. Tepeye çıkan Peak Tram’le caddelerde ilerleyen tramvay aynı yolculuk değildi; benim aradığım, yokuşu tırmanan hattın istasyonuydu. Bazen yanlış taraftan çıkmış olduğumu fark edip güzergâhı düzelttim. Bu dolaşma bana çevreyi gösterdi, fakat saat de ilerliyordu.

Yürürken ufak bir günlük ihtiyaç bile mesele oldu: yemek sonrası elimi yıkayacak yer arıyordum. Girdiğim birkaç yerde istediğim lavaboyu bulamayınca bir alışveriş merkezine bakmayı düşündüm. Turistik bir noktaya giderken bile gezi sadece haritada çizilen çizgiden oluşmuyor. Yemek, su, tuvalet ve birkaç dakika dinlenmek de rota kadar gerçek ihtiyaçlar.

Akşam için bir yol arkadaşım da vardı

Bu yolculukta hostelde Hong Konglu bir arkadaşla tanışmıştım. Daha sonra videolarda Den diye seslendiğim bu arkadaş, pop müzik sanatçısı olmak istiyordu. Bir akşam birlikte gezebileceğimizi konuşmuştuk. Ben gitmeyi düşündüğüm turistik yerleri anlatınca, daha yerel ve geleneksel tarafları da görebileceğimi söylemişti.

Bu teklif hoşuma gitmişti. Tek başıma bir haritadan seçtiğim yerlerle, orada yaşayan birinin göstereceği yerler aynı olmayabilirdi. O yüzden Victoria Peak’i görüp daha sonra buluşmayı istiyordum. Kaybolmaktan çok, aradığım istasyonu bulana kadar gereğinden fazla zaman kaybetmek aklımı kurcalıyordu.

Bir noktada tepenin üst kısmına bakınca sisin yoğun olduğunu zaten görebiliyordum. Yine de çıkmaya karar verdim. “En azından görmüş olurum” düşüncesi baskın geldi. Yolun o aşamasında hava koşullarının manzarayı ne kadar kapatacağını henüz tam anlayamamıştım.

Octopus kartı, sıra ve dik tramvay yolculuğu

Sonunda Peak Tram istasyonuna geldim. Yokuşlu yürüyüş beni epey yormuştu. O seyahatte bu tür tırmanışlar benim için kolay değildi; istasyonu bulunca biraz rahatladım. Girişte de ciddi bir kalabalık vardı. Octopus kartım sayesinde bilet alma kısmındaki sırayı beklemeden işlem yapabildim.

Karttan 62 Hong Kong doları çekildi. Bu, o gün yaptığım ödemenin tutarı; bugünkü bilet fiyatı olarak düşünülmemeli. İçindeki bakiyenin bir bölümünü böyle kullanmış oldum. Ancak bilet işlemini geçmek, tramvaya hemen binebildiğim anlamına gelmedi. Biniş için yine kalabalığın içinde bekledim ve bir kapının önünde yer bulmaya çalıştım.

Tramvaya binince eğim çok dikkatimi çekti. Kamerayı düz tutup ne kadar dik çıktığımızı göstermeye çalıştım. O yolculuğun hissi, şehir içinde normal bir tramvaya binmekten çok farklıydı. Oturabildiğim yere yerleştim; sonuçta herkes aynı tepeye çıkıyordu. Benim için o bölüm, günün gerçekten görmek istediğim anlarından biriydi.

Yukarıda şehir yavaş yavaş kayboldu

Tramvaydan çıktıktan sonra biraz daha yürüdüm. Yukarıda mağazalar ve alışveriş alanları da vardı. Bir ara tuvalete girip çıktım; döndüğümde görünürlük belirgin şekilde azalmıştı. İlk geldiğimde az da olsa seçilen yerler bile sisin içinde kayboluyordu. Aşağıda gördüğüm hava, yukarıdaki koşulların tamamını anlatmıyormuş.

Yine de tepeyi görmekte ısrar ettim. Haritaya bakıp yolumu bulmaya çalışırken, rüzgâr daha fazla hissediliyordu. Seyir noktalarından birine geldiğimde, normalde kalabalık olacağını düşündüğüm alan oldukça boştu. Manzaradaki yerleri tanıtan bilgi panosu vardı; ama panodaki isimlerin karşılığı olan şehir, o an gözümün önünde yoktu.

Sis o kadar yoğunlaştı ki videoda görüş mesafesinin yaklaşık 20–30 metreye düştüğünü söyledim. Bunca yolu gelmiş ve tramvaya binmiş olmama rağmen Hong Kong’u yukarıdan izleyemedim. Hava serindi, hatta sıcaktan bunalmadığım için bir tarafıyla rahattım; fakat asıl geliş sebebim görünmüyordu. Tepeye çıkmakla tepedeki manzarayı görmek aynı şey değilmiş.

Dönüş, çıkıştan daha karışık hale geldi

Yağmur güçlenecek gibi görünüyordu. Daha fazla beklemenin manzarayı açacağından emin değildim ve geri dönmeye karar verdim. Aşağı inmek isteyenlerin toplandığı tramvay sırası ise çok büyümüştü. Havadan dolayı pek çok kişi aynı anda dönüşe yönelmişti; benim de önceliğim artık fotoğraf değil, ekipmanı koruyarak aşağı inmekti.

Yürüyerek inmeyi aklımdan geçirdim, fakat uzun yol, yağmur ve taşıdığım malzemelerle bunu o anda uygun bulmadım. Bir yere oturup beklemek de seçenekti, ama havanın gidişatı ve akşam planım işin içine giriyordu. Geldiğim kadar kolay bir şekilde geri dönememek, o günün son telaşı oldu.

Bu noktada çekimi kapattım. Hayal ettiğim video, açık bir havada manzara göstermek üzerineydi; yaşadığım video ise yön bulma, dik bir tramvay yolculuğu, sis ve dönüş sırası üzerine oldu. Victoria Peak’ten aklımda kalan en kuvvetli görüntü, bazen planın ortasında şartların tamamen değişebildiği o an.

KENDİ KAMERAMDAN

Bu rotadan fotoğraflar

1 fotoğraf

Bu yolculuktan bana kalanlar

  • Tepe manzarası için sadece şehir merkezindeki havaya bakmak yeterli olmadı; yukarıda sis çok daha yoğundu.
  • Octopus kartım bilet işlemini kolaylaştırdı, ancak biniş ve dönüş kalabalığını ortadan kaldırmadı.
  • Binalar arasında yön göstergesi şaşınca uydu görüntüsü ve sokakları tekrar kontrol etmek işe yaradı.
  • Çekim ekipmanını koruyacak hazırlık, böyle bir hava değişiminde gezinin devamını doğrudan etkiliyor.

Vlogdaki bütçe notları

Seyahat sırasında ödediğim veya gördüğüm tutarlar. Fiyatlar, kur ve ürün seçenekleri zamana göre değişir.

Hong Kong seyahatinin fiyat notları
KalemTutarAyrıntı
Peak Tram için karttan çekilen tutar62 HKDBu vlogdaki yolculuk; güncel tarife değil

Rotaya ek bilgiler

Kaynak kontrolü: 6 Ekim 2026

Peak Tram’ın geçmişi

İşletmenin resmî tarih sayfasına göre Peak Tram 30 Mayıs 1888’de hizmete başladı. Bu hat, şehrin sokak tramvaylarından ayrı bir füniküler yolculuğu sunuyor. Güncel bilet, bakım ve hava nedeniyle hizmet değişiklikleri için işletmenin kendi duyurularına bakmak iyi bir başlangıç.

Kaynak: The Peak — resmî tarih sayfası

Bu yolculukta Den’le yaptığımız alışveriş yürüyüşü ve ertesi günkü Büyük Buda macerası da Hong Kong defterimin ayrı sayfaları oldu.

Bu yolculuğu bir de izle.

YouTube’da aç

Bu günlüğün hikâyesi kendi seyahat vloguma dayanıyor. Yolculuğun görüntüleri, sohbetler ve ortamın sesi videoda.

Yoldan kareler

Fotoğraf: Berat Aydoğmuş