Seul benim için sadece yeni bir seyahat noktası değil. İlk yurt dışı yolculuğumu 2018’de buraya yapmıştım. Bu kez Ensar’la, sıkı bir plan kurmadan eski anılarımın peşinden yürüdüm. Gün Myeongdong’daki bir tatlı arayışıyla başladı; sonunda yıllar önce kaldığım guesthouse’un önünde durup, bana cep sobası veren ev sahibini hatırladım.
Myeongdong’a aslında bir anının peşinden gittim
Bugün için uzun bir yapılacaklar listesi hazırlamadım. Daha önce gördüğüm yerleri hatırladığım kadarıyla gezmek, hem anılarımı tazelemek hem de arkadaşımın şehri görmesini sağlamak istiyordum. İlk hedef Myeongdong oldu. 2018’de burada yediğim kızartılmış Oreo, aklımda en çok kalan tatlardan biriydi.
Metroya yürüdük, ardından alışveriş sokaklarının içine girdik. Myeongdong’u yalnızca bir gece pazarı diye düşünmüyorum. Mağazalar, kozmetik dükkânları, yemek tezgâhları ve ara sokaklar bir aradaydı. Daha önce Vietnam’da ya da başka Asya şehirlerinde gördüğüm pazar düzeninden farklı bir ortamla karşılaştım.
Önce döviz bürosuna uğradık. 100 dolar için 145 bin won aldım; o an tabelada dolar karşılığı 1.450 won yazıyordu. Telefonla baktığımız kurla arasındaki fark küçüktü. Bunlar o günkü işlem notları. Elimizde yerel para olunca, tezgâhları gezip küçük porsiyonlar denemek daha kolay hale geldi.

İlk tatlıyla eski yolculuğu hatırladım
Hatırladığım tatlı tezgâhının yerini ararken heyecanlandım. Vlogda da, yıllar sonra aynı bölgede yemek yemenin nasıl bir his olduğunu söyledim. İlk aldığımız tatlı 4.500 wondu. Yanındaki beyaz sosun ya da kremanın ne olduğunu anlamaya çalışarak tattım; sade tarafını da denemek istedim.
Tadı eski yolculuğu hatırlattı. Bir ürünü yalnızca lezzetli bulmaktan farklı bir durumdu bu. İlk yurt dışı seyahatinde yediğiniz bir şey, o günkü heyecanı da yanında taşıyor. Ensar’a da denettim. Kendi anımın içinde tek başıma kalmadım; bu kez yanımda biriyle o hatırayı paylaşıyordum.
Sonra tezgâhları baştan sona dolaşmaya başladık. Her gördüğümüz şeyi almadık. Bir tavuk şişi tezgâhında satıcı o sırada yoktu, bu yüzden devam ettik. Ahtapot, yengeç, farklı etler ve tatlılar vardı. Önce bakıp neyi denemek istediğimize karar vermek, Myeongdong’da gezerken günün önemli bir bölümünü oluşturdu.
Hotteok: ilk lokmada hem sıcak hem çok tatlı
Hotteok’u ilk kez denedim. Tezgâhta Kore pankeki olarak anlatılıyordu. Bir tane alıp ekstra sos ekletmeden tadına baktım. 3.000 won ödedim. İlk lokmada sıcaklığı belirgindi; içindeki akışkan, tatlı dolgu bana balı çağrıştırdı. Susamı da hissediyordum.
Tarifi tam bilmediğim için içindeki her malzemeyi tek tek adlandıramadım. Ama kendi damak tadıma göre çok tatlı buldum. Ensar’a da verdim. Birlikte tadınca, bunun herkesin aynı şekilde seveceği bir şey olmadığını daha iyi anladım. Ben yine de ziyan olmasın diye biraz daha yedim.
Yakında nar görünce bir de ondan aldım. Narı seviyorum, ama bu defa Türkiye’de yediğim narların tadını daha çok beğendiğimi söyledim. Bu gezi benim için her yeni şeyi beğenmek üzerine değildi. Birini çok seviyor, başka birinde kendi alıştığım tadı arıyordum.
Tavuk, mozzarella ve meyve molaları
Bir başka tezgahta tavuk şişi aldık ve paylaşarak yedik. Yaklaşık 5.000 wondu. Çok karışık soslu bir şey yerine, daha sade tadı tercih ettim. Hoşuma gitti. Marketten aldığımız tavukları da sevdiğimi anlattım. Myeongdong’daki turda, yabancı bir tat denemekle tanıdık bir yemekle rahat etmek arasında gidip geliyordum.
Ensar mozzarella içeren kızarmış bir atıştırmalık aldı; 4.000 won ödedik. Peynirin kıvamını ve dışındaki kızartmayı konuşarak tattık. Peynir çok uzamıyordu; biraz beklemiş ya da soğumuş olabileceğini düşündük. Günün bu kısmı, tek başına bir yemek incelemesinden çok iki arkadaşın merak edip paylaşması gibiydi.
Sonra meyve bardaklarına yöneldik. Çilek, ananas ve başka seçenekler vardı. Ben çilek ve ananas denedim. Ananası daha çok beğendim; çilekte beklediğim kadar tat bulamadım. Bardak için 6.000 wonluk fiyat vardı. Bu sırada akşam ilerliyor, sokaklar giderek daha fazla kalabalıklaşıyordu.
Ahtapotu çok sevdim, küçük yengeç bana uymadı
Bir tezgahta ahtapotun hazırlanışını görünce merak ettim. Önceki müşteriye yapılanın benzerini istedim; sosları tek tek anlatmaya uğraşmak yerine gördüğüm hazırlığa yöneldim. Tattığımda mayonez ve teriyaki gibi tatlar hissettim. Ahtapot gerçekten çok hoşuma gitti.
Ancak acısı belirgindi. İlk heyecanın ardından “çok acı” demeye başladım. Ensar’a da denemesini önerdim. O kadar yemek ve çekim telaşına kapılmıştık ki ödeme işini atladığımızı fark ettik; özür dileyerek geri döndük. Tezgahtaki bu kısa aksilik, günün çok doğal ve komik anlarından biri oldu. Ahtapot için 10.000 wonluk tutar vardı.
Ardından küçük yengeç denedim. Büyük yengecin etli bölümlerini daha önce yemiştim, fakat böyle küçük bir yengeci bütün haliyle denememiştim. 7.000 wonluk porsiyon aldım. Çok sıcaktı ve kokusu bana ağır geldi. Çıtır dokusu da benim sevdiğim bir şey olmadı. Ahtapota verdiğim olumlu tepkinin ardından bunda aynı heyecanı yaşamadım; damak tadı olarak bana uymadı.
Yürüyüşün ortasında ayak masajı
Bir süre sonra gerçekten çok şey yemiş olduk. Sokak yemeklerinin bulunduğu bölümü bitirip biraz daha dolaştık. Bir masaj tabelası gördüm. Asya seyahatlerinde zaman zaman yaptırdığım bir şeydi; burada diğer bazı ülkelere göre daha pahalı olacağını biliyordum, ama o gün ayaklarımı dinlendirmek istedim.
Ayak masajı için 60.000 won verdim. İlgilerinden ve yapılan uygulamadan memnun kaldım. Çok yürüdüğüm bir günün ortasında bu mola bana iyi geldi. Mekânın ara sokaktaki yerini görüntüledim, fakat adını ve adresini net bir şekilde kaydetmedim. Bu yüzden burada belli bir işletmeye gidin diye yönlendirme yapmıyorum.
Moladan sonra yeniden Myeongdong’un sokaklarına çıktık. Kozmetik, kitap, yiyecek ve farklı mağazalar arasında rastgele yürüdük. Belirli bir dükkâna yetişme baskısı olmadan dolaşmak, bu günün baştan kurduğum spontane planına uyuyordu.
Kedi kafede içecek ve sakin bir durak
Bir yerde Cat Cafe tabelası gördük. Kedileri seviyorum ve kendi kedim de olduğu için ilgimi çekti. İçeride kedilerin olduğu bir kafe fikrine merakla gittik. Girişte kişi başı 14.000 won ödedik; bir içecek bu tutara dahildi.
Çantaları koyacağımız yer gösterildi. O ziyaretimizde kedilere dokunmamamız söylendi; sadece çevrede olmalarını izleyebiliyorduk. Kafede farklı kediler vardı. Masalarda oturup içeceğimizi içerken onları seyretmek, sokaktaki kalabalıktan sonra daha sakin bir deneyim oldu.
İçeceğin tadı da fena değildi. Benim için buranın esas çekiciliği, kedilerin arasında oturabilmekti. Bu tür bir kafeyi ziyaret ederken o mekânın hayvanlarla ilgili kurallarına uymak gerekiyor. Bizim günümüzde deneyim, kedilerle zorla temas etmekten çok onları izlemek üzerineydi.
Ayakkabı mağazaları ve aynı fiyatlı iki farklı menü
Kafeden sonra ayakkabı mağazalarına baktık. Nike, Puma ve farklı markalar vardı. Bazı ürünler yaklaşık 55–60 bin wondan başlıyor, başka modeller 100 binin üzerine çıkıyordu. Arkadaşımın aldığı ayakkabı için 95 bin wonluk bir tutar konuşuldu. Modeller ve mağazalar arasında fiyat değişiyordu.
Sadece fiyat değil, modelin görünüşü de dikkatimi çekiyordu. Bazıları güzel ama benim için fazla beyazdı. Kadın ve erkek bölümleri arasında da ayrım yaparak baktık. Gezi gününde alışverişe ayırdığım bu bölüm, yemek turunun yanında başka bir merak alanı oldu.
Sonra McDonald’s’a gittik. Ben küçük bir dürüm benzeri ürün, peynir çubukları ve churros aldım. Beklediğimden küçük bir ürün geldi, ama o kadar şey yemiştik ki çok aç değildim. Benim siparişim 10.000 wondu. Ensar’ın daha dolu görünen menüsünün de aynı tutar olduğunu öğrenince şaşırdım. İki farklı seçim, aynı hesap; masada bunu da konuşup güldük.
Hongdae’de kayboldu sandığım anıyı buldum
Günün sonunda Hongdae tarafına gittik. 2018’de ilk gelişimde bu bölgede bir hostelde kalmıştım. Yeni seyahat planını yaparken aynı konaklamayı yeniden bulmak istemiş, internetten bulamayınca kapanmış olabileceğini düşünmüştüm. Yine de bölgeyi görmek istiyordum.
Metrodan çıkıp yürüyünce bazı sokaklar ve park tanıdık geldi. Daha önce gençlerin dans ettiğini hatırladığım yerleri aradım. Hongdae’nin üniversite çevresindeki hareketli havasını tekrar görmek, Myeongdong’daki alışverişten farklı bir duygu verdi. Bu defa bir turistik noktayı keşfetmiyor, daha önce içinden geçtiğim zamanı arıyordum.
Sonunda kaldığım guesthouse’u buldum. Hâlâ açıktı. Altındaki restoranları ve sokağın düzenini de hatırladım. Beklemediğim kadar sevindim. Ekranda bulamadığım yer, yürürken karşıma çıkmıştı. O anda günün en kuvvetli hikâyesi, bütün yemeklerin önüne geçti.
2018 Aralık’ından kalan cep sobası
O guesthouse’ta ortak odada, ranzada kalmıştım. Ev sahibi bana çok yardımcı olmuştu. Onu görüp selam vermek istedim, ama artık orada konaklamıyordum ve saat de ilerlemişti. O yüzden eski ziyaretimdeki anıları anlatmakla kaldım.
İlk gelişim 2018’in aralık ayındaydı. Bir gün dağa yürüyüşe gidecektim. Ellerim üşümesin diye bana cep sobası vermişti. Bana yemek de hazırlamıştı. Bütün bu ayrıntıları yıllar sonra hâlâ hatırlıyor olmak, o yardımın bende ne kadar yer ettiğini gösteriyordu.
Seul gününü bitirirken aklımda yalnızca “hangi sokak yemeği kaç wondu?” sorusu yoktu. Bir tatlıyı yeniden aramak, bir arkadaşımla farklı yemekler denemek ve sonunda bir sokakta eski konaklamamı bulmak vardı. İlk seyahatin şehrine dönünce, haritadaki yerlerle birlikte insanın kendi eski hali de yeniden karşısına çıkıyor.
KENDİ KAMERAMDAN
Bu rotadan fotoğraflar
Bu yolculuk sırasında kendi kameramla çektiğim kareler.
Bu yolculuktan bana kalanlar
- Myeongdong’da küçük porsiyonları paylaşmak, aynı gün farklı tatlar deneyebilmemizi sağladı.
- Sevdiğim ve sevmediğim tatlar ayrıydı: ahtapotu beğendim, küçük yengeç damak tadıma uymadı.
- Kedi kafede giriş bir içeceği kapsıyordu; temas kuralları ise o mekâna özeldi.
- Ayak masajı, çok yürüdüğümüz günün ortasında bir mola oldu.
- İnternette bulamadığım eski guesthouse’u mahallede yürürken buldum; günü yalnızca bir listeye bağlamamak güzel bir sürpriz getirdi.
Vlogdaki bütçe notları
Seyahat sırasında ödediğim veya gördüğüm tutarlar. Fiyatlar, kur ve ürün seçenekleri zamana göre değişir.
| Kalem | Tutar | Ayrıntı |
|---|---|---|
| Hotteok | 3.000 KRW | Bir adet |
| Tavuk şişi | Yaklaşık 5.000 KRW | Paylaşarak yedik |
| Mozzarella atıştırmalığı | 4.000 KRW | Ensar’ın aldığı ürün |
| Meyve bardağı | 6.000 KRW | Tezgâh fiyatı |
| Ahtapot porsiyonu | 10.000 KRW | Soslu hazırlanan ürün |
| Küçük yengeç | 7.000 KRW | Küçük porsiyon |
| Ayak masajı | 60.000 KRW | Bu ziyarette ödediğim ücret |
| Kedi kafe girişi | 14.000 KRW | Kişi başı; bir içecek dahil |
| McDonald’s siparişim | 10.000 KRW | Arkadaşımın farklı menüsü de aynı tutardı |
Rotaya ek bilgiler
Kaynak kontrolü: 6 Ekim 2026
Myeongdong’a ulaşım için ek bilgi
Seul’ün resmî turizm rehberi Myeongdong’u sokak tezgâhları, mağazalar ve kozmetik alışverişinin bir araya geldiği bölge olarak tanıtıyor. Ulaşım için 4 numaralı metro hattındaki Myeongdong Station ve 5–10 numaralı çıkışlar belirtiliyor. Hangi dükkâna gideceğinize göre en uygun çıkışı haritada ayrıca seçmek işe yarıyor.
Kaynak: Visit Seoul — MyeongdongBu yolculuğu bir de izle.
YouTube’da açBu günlüğün hikâyesi kendi seyahat vloguma dayanıyor. Yolculuğun görüntüleri, sohbetler ve ortamın sesi videoda.





